Mehmet Acet
Köşe Yazarı
Mehmet Acet
 

Türk/Amerikan ilişkilerinde pozitif ivme arayışları

Kısa süre önce üst düzey bir Türk yetkiliden Türk/Amerikan ilişkilerine dair şöyle bir tespit cümlesi işitmiştim: “Türk/Amerikan ilişkileri 2000’li yılların ortalarına kadar ‘Ya hep/Ya hiç’ formatında ilerledi. ABD’nin çerçevesini çizdiği bir ilişki biçimiydi bu. Biz istiyoruz ki, bu ilişki biçimini ‘Ya hep/Ya hiç’ çizgisinden kurtaralım.” Bu sözlerden de anlaşılacağı üzere Ankara ABD ile “Göz hizasında” bir ilişki biçimi istiyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın dış politika yaklaşımının önemli bir parçasını temsil ediyor bu cümle aynı zamanda. Kasım seçimlerini kazandıktan sonra 20 Ocak’ta Beyaz Saray görevine başlayan Donald Trump’ın ikinci döneminde Türk/Amerikan ilişkilerinin karakteri nasıl olacak sorusu yavaş yavaş cevabını bulmaya başladı. TRUMP ERDOĞAN’A OLAN SEMPATİSİNİ DİLLENDİRMEYE DEVAM EDİYOR Erdoğan ve Trump arasında Mart ortasında gerçekleşen telefon görüşmesine dair, o görüşmenin içeriğinden haberdar olan iki ayrı isimden “iyi geçti” cümlesini işittim. Trump, o görüşmede Erdoğan’a yine övgü dolu cümlelerle hitap etmiş. Suriye ile alakalı konular konuşulurken, 8 Aralık’taki devrim sonrası yaptığı açıklamalarda kullandığı cümleleri kurmuş, diplomatik çerçevede değil de ‘avami’ bir üslupla konuşup, “İyi oldu değil mi, 2 bin senedir bunu istiyordunuz” türü ifadeler kullanmış. Birkaç gün önce Türkiye için görevlendirdiği yeni büyükelçi ile konuşurken de (Diğer büyükelçilerin de bulunduğu ortamda) “İyi ülke, lideri de iyi” şeklinde yine güzel ifadelerle andı Türkiye’yi ve Erdoğan’ı. Trump’ın 20 Ocak’tan bu yana ülkelerden ülkeler beğenip oralara fincancı katırları gibi bodoslama daldığı düşünüldüğünde, Türkiye ile alakalı ve ülkeyi yöneten lider olarak Erdoğan’la alakalı böyle bir çizgide bulunması bir avantaja dönüştürülebilir. Kimi ülkelere ve kimi kıtalara, mesela Avrupa’ya karşı yaptığı gibi, Türkiye’ye karşı hedef ülke/hedef kıta yaklaşımı içinde olmaması bile büyük nimet. CAATSA YAPTIRIMLARI KALKACAK, TÜRKİYE F-35 PROGRAMINA DÖNECEK. Türkiye adına, Ankara’dan Washington’a ilk üst düzey resmi ziyareti, 25/26 Mart tarihlerinde Dışişleri Bakanı sıfatıyla Hakan Fidan gerçekleştirdi. Bu ziyaret aynı zamanda Başkan Trump’la görüşmek üzere Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Beyaz Saray’a yapacağı ziyaretin hazırlık çalışmalarından biri olarak da görülebilir. Fidan’ın ABD’li mevkidaşı Marco Rubio ile yaptığı 1 saatlik görüşmenin gündeminde şu türden konular vardı: -CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve devamında F-35 programına yeniden katılım ve savunma ilişkilerinin derinleştirilmesi, -Ticaret hacmini 100 milyar dolar seviyesine çıkarmak ve bu çerçevede savunma tedarik engellerini çözmek. Türkiye, PKK/PYD, FETÖ ve DAİŞ’e karşı daha güçlü bir koordinasyon için de talepte bulunuyor. Görüşme sonrası ABD Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Rubio’nun Türkiye’den Ukrayna ve Güney Kafkasya’da barışın sağlanmasına destek vermesini talep ettiği bilgisine de yer verildi. Güney Kafkasya deyince, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki anlaşmanın yürürlüğe girmesi, Türkiye’nin bu konu da etkin inisiyatifini sürdürmesi, Ermenistan’la ilişkilerin yeniden tesisi gibi başlıkların gündeme geldiği anlaşılıyor. Görüşme sonrası Türk Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından yansıyan bilgilerde, “Her iki taraf da savunma sanayiinde iş birliğinin önündeki engellerin kaldırılması yönündeki siyasi iradeyi açıkça ortaya koydu.” Şeklinde bir değerlendirmeye yer verildi. Bu bilgiler de gösteriyor ki, önümüzdeki süreçte CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve F-35 programına dönüş konusunda somut gelişmelerin karşımıza çıkması çok muhtemel. İhtimal, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tarihi henüz açıklanmayan ama Mayıs ya da Haziran gibi olması beklenen Beyaz Saray ziyaretinde bu konuda alınan kararlar, liderler tarafından duyurulabilir. SURİYE KONUSUNDA İŞBİRLİĞİ OLACAK MI? Dün, ABD Dışişleri Bakanı Rubio Türkiye ile ilişkilere dair yeni açıklamaları da gündeme geldi. Şu iki açıklaması dikkate değer: -“Başkan Trump’ın ilk döneminde Erdoğan ile çok iyi bir ilişkisi vardı, bunu yeniden başlatmak istiyorlar.” -“Türkiye NATO müttefikidir. Suriye ve başka yerlerde işbirliği istiyoruz.” İkinci başlık, Suriye konusunun iki ülke arasındaki görüşmelerde konuşulan en önemli konular arasında yer aldığını ihsas ediyor. Hakan Fidan Marc Rubio görüşmesinden sonra ABD Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, “Ayrıca Bakan (Rubio), Türkiye’nin DEAŞ’ı Mağlup Etme Küresel Koalisyon’undaki liderliğini takdir etti ve Suriye’nin uluslararası terörizm için bir üs veya istikrarsızlaştırıcı İran faaliyetlerine bir geçiş yolu olmamasını sağlamak amacıyla yakın iş birliğinin gerekliliğini yineledi.” İfadesine yer verildi. Buradan, Suriye özelinde her iki ülkenin de ortak bakış penceresine uygun şekilde, DEAŞ tehdidi ve İran’ın Suriye üzerinde yeniden etki üretmemesi anlamında belli bir zeminin yakalandığı sonucunu çıkarmak mümkün. Ancak YPG’nin tasfiye olarak Şam’a entegre olması, İsrail’in Suriye’deki saldırganlığının Ankara’da ürettiği rahatsızlığa yapılan açıklamaların hiçbirinde değinilmemiş olması da dikkat çekiyor. Müzakere safhası devam ettiği için bu böyle olabilir mi acaba?  
Ekleme Tarihi: 29 Mart 2025 - Cumartesi
Mehmet Acet

Türk/Amerikan ilişkilerinde pozitif ivme arayışları

Kısa süre önce üst düzey bir Türk yetkiliden Türk/Amerikan ilişkilerine dair şöyle bir tespit cümlesi işitmiştim:

“Türk/Amerikan ilişkileri 2000’li yılların ortalarına kadar ‘Ya hep/Ya hiç’ formatında ilerledi. ABD’nin çerçevesini çizdiği bir ilişki biçimiydi bu. Biz istiyoruz ki, bu ilişki biçimini ‘Ya hep/Ya hiç’ çizgisinden kurtaralım.”

Bu sözlerden de anlaşılacağı üzere Ankara ABD ile “Göz hizasında” bir ilişki biçimi istiyor.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın dış politika yaklaşımının önemli bir parçasını temsil ediyor bu cümle aynı zamanda.

Kasım seçimlerini kazandıktan sonra 20 Ocak’ta Beyaz Saray görevine başlayan Donald Trump’ın ikinci döneminde Türk/Amerikan ilişkilerinin karakteri nasıl olacak sorusu yavaş yavaş cevabını bulmaya başladı.

TRUMP ERDOĞAN’A OLAN SEMPATİSİNİ DİLLENDİRMEYE DEVAM EDİYOR

Erdoğan ve Trump arasında Mart ortasında gerçekleşen telefon görüşmesine dair, o görüşmenin içeriğinden haberdar olan iki ayrı isimden “iyi geçti” cümlesini işittim.

Trump, o görüşmede Erdoğan’a yine övgü dolu cümlelerle hitap etmiş.

Suriye ile alakalı konular konuşulurken, 8 Aralık’taki devrim sonrası yaptığı açıklamalarda kullandığı cümleleri kurmuş, diplomatik çerçevede değil de ‘avami’ bir üslupla konuşup, “İyi oldu değil mi, 2 bin senedir bunu istiyordunuz” türü ifadeler kullanmış.

Birkaç gün önce Türkiye için görevlendirdiği yeni büyükelçi ile konuşurken de (Diğer büyükelçilerin de bulunduğu ortamda) “İyi ülke, lideri de iyi” şeklinde yine güzel ifadelerle andı Türkiye’yi ve Erdoğan’ı.

Trump’ın 20 Ocak’tan bu yana ülkelerden ülkeler beğenip oralara fincancı katırları gibi bodoslama daldığı düşünüldüğünde, Türkiye ile alakalı ve ülkeyi yöneten lider olarak Erdoğan’la alakalı böyle bir çizgide bulunması bir avantaja dönüştürülebilir.

Kimi ülkelere ve kimi kıtalara, mesela Avrupa’ya karşı yaptığı gibi, Türkiye’ye karşı hedef ülke/hedef kıta yaklaşımı içinde olmaması bile büyük nimet.

CAATSA YAPTIRIMLARI KALKACAK, TÜRKİYE F-35 PROGRAMINA DÖNECEK.

Türkiye adına, Ankara’dan Washington’a ilk üst düzey resmi ziyareti, 25/26 Mart tarihlerinde Dışişleri Bakanı sıfatıyla Hakan Fidan gerçekleştirdi.

Bu ziyaret aynı zamanda Başkan Trump’la görüşmek üzere Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Beyaz Saray’a yapacağı ziyaretin hazırlık çalışmalarından biri olarak da görülebilir.

Fidan’ın ABD’li mevkidaşı Marco Rubio ile yaptığı 1 saatlik görüşmenin gündeminde şu türden konular vardı:

-CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve devamında F-35 programına yeniden katılım ve savunma ilişkilerinin derinleştirilmesi,

-Ticaret hacmini 100 milyar dolar seviyesine çıkarmak ve bu çerçevede savunma tedarik engellerini çözmek.

Türkiye, PKK/PYD, FETÖ ve DAİŞ’e karşı daha güçlü bir koordinasyon için de talepte bulunuyor.

Görüşme sonrası ABD Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Rubio’nun Türkiye’den Ukrayna ve Güney Kafkasya’da barışın sağlanmasına destek vermesini talep ettiği bilgisine de yer verildi.

Güney Kafkasya deyince, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki anlaşmanın yürürlüğe girmesi, Türkiye’nin bu konu da etkin inisiyatifini sürdürmesi, Ermenistan’la ilişkilerin yeniden tesisi gibi başlıkların gündeme geldiği anlaşılıyor.

Görüşme sonrası Türk Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından yansıyan bilgilerde, “Her iki taraf da savunma sanayiinde iş birliğinin önündeki engellerin kaldırılması yönündeki siyasi iradeyi açıkça ortaya koydu.” Şeklinde bir değerlendirmeye yer verildi.

Bu bilgiler de gösteriyor ki, önümüzdeki süreçte CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve F-35 programına dönüş konusunda somut gelişmelerin karşımıza çıkması çok muhtemel.

İhtimal, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tarihi henüz açıklanmayan ama Mayıs ya da Haziran gibi olması beklenen Beyaz Saray ziyaretinde bu konuda alınan kararlar, liderler tarafından duyurulabilir.

SURİYE KONUSUNDA İŞBİRLİĞİ OLACAK MI?

Dün, ABD Dışişleri Bakanı Rubio Türkiye ile ilişkilere dair yeni açıklamaları da gündeme geldi.

Şu iki açıklaması dikkate değer:

-“Başkan Trump’ın ilk döneminde Erdoğan ile çok iyi bir ilişkisi vardı, bunu yeniden başlatmak istiyorlar.”

-“Türkiye NATO müttefikidir. Suriye ve başka yerlerde işbirliği istiyoruz.”

İkinci başlık, Suriye konusunun iki ülke arasındaki görüşmelerde konuşulan en önemli konular arasında yer aldığını ihsas ediyor.

Hakan Fidan Marc Rubio görüşmesinden sonra ABD Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, “Ayrıca Bakan (Rubio), Türkiye’nin DEAŞ’ı Mağlup Etme Küresel Koalisyon’undaki liderliğini takdir etti ve Suriye’nin uluslararası terörizm için bir üs veya istikrarsızlaştırıcı İran faaliyetlerine bir geçiş yolu olmamasını sağlamak amacıyla yakın iş birliğinin gerekliliğini yineledi.” İfadesine yer verildi.

Buradan, Suriye özelinde her iki ülkenin de ortak bakış penceresine uygun şekilde, DEAŞ tehdidi ve İran’ın Suriye üzerinde yeniden etki üretmemesi anlamında belli bir zeminin yakalandığı sonucunu çıkarmak mümkün.

Ancak YPG’nin tasfiye olarak Şam’a entegre olması, İsrail’in Suriye’deki saldırganlığının Ankara’da ürettiği rahatsızlığa yapılan açıklamaların hiçbirinde değinilmemiş olması da dikkat çekiyor.

Müzakere safhası devam ettiği için bu böyle olabilir mi acaba?

 
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yenidevirhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.